
Roma Anadolu’sunda İmparatorluk Kültürü
ARAŞTIRMA
Recep Dönmez
4/29/20264 min read
Tarihsel sürece baktığımızda bir insanın kendini tanrılaştırmak istemesinin sebebi gücü ve iktidarının mutlak ve her şeye hâkim olan yapısını kendisinin altında olan herkese hissettirmek ve iktidarının sonsuzluğunu vurgulamaktır. Doğuda özellikle Mısır’da ve Mezopotamya’da krallara tanrı muamelesi yapılmıştır. Ondan sonra gelen Pers kralları iktidarlarının temelinin tanrı isteği olduğunu vurgulamışlardır. Doğudaki bu tanrı kral kültü Hellenlerin gözünden kaçmamış ve bölgeyi fetheden Büyük İskender’i cezbetmiştir. İskender Mısırda Ammon Tapınağı kâhini ile görüşerek Tanrı Zeus’un oğlu olduğunu öğrenir. Daha sonra Yunanlıları proskynesis ile tanıştırır ve Yunanlardaki krallara tapınım kültü başlar.Yunan kent-devletleri tarafından tahsis edilen tapınımlar, yöneticiye planlanmış̧ faydalar gözeterek sunulan gönüllü kurumlardır. Yönetici kentin resmi tanrıları arasına katılmakta ve onlarla eşit derecede onurlandırılmaktadır. Esasen bu onurlandırma, saygıdan çok yöneticinin sağlayacağı faydalar gözetilerek yapılmakta ve yöneticiye yüklenen ktistes, euergetes, soter özellikleri ön plana çıkarılmaktadır.”
Roma’nın, Hellenistik Anadolu ile teması bölgenin kaderi için kaçınılmazı başlattı: Roma hakimiyetini. Hellenistik kralların topraklarını Anadolu’nun kentleri üstüne genişletmesi onları korkutuyordu. Bu durum onları Roma ile yakınlaşmaya iterken, Roma bölgede çıkarları olan iki krallığı Seleukos ile Makedonia krallarını savaşta perişan etmişti. Anadolu’daki kentlerin Roma tarafından özgür bırakılması ile Anadolu’da Roma’nın soyut kudretini somutlaştıran bir Dea Roma kültü ortaya çıktı. Dea Roma Diğer kadim Doğu halklarında ve Helenistik dönem krallıklarında görüldüğü şekilde bir tanrı-kral kültü değil de devlet olarak Roma’nın tanrısallaştırılmasıydı. Tarihsel süreç içerisinde Roma cumhuriyetinde insanlar yaşayan büyük bir kişiye tanrı olarak asla tapmadığı gibi krallara bile tahammül edememişlerdir. Fakat geç cumhuriyet devrinin siyasal kargaşaları ve sosyo-ekonomik problemleri içinden çıkılmaz bir hal almaya başlamış ve bu durum Roma Cumhuriyeti’nin imparatorluk rejimine dönüşümünü hızlandırmıştır. Bu süreç içerisinde ortaya çıkan Gaius Julius Caesar eylemleri ile bir bakıma imparatorluk devrinin politikaları ve kültünü gelecek nesil imparatorlara miras bırakmıştır. MÖ 44 yılının başında kendisinin sureti paralarda görünmeye başlamıştı ve bu ayrıcalık daha önce yaşayan hiçbir Romalıya verilmemişti. Antonius senato tarafından Caesar’ın tanrı olarak tapınılması için hazırlanmış bir tapınağın rahibi olarak seçilmişti.
Caesar’ın başlattığı davayı devam ettiren ve onun halefi olan Augustus iç savaşlar sonrası Roma’nın tek adamı olmuş ve imparatorluk devrini başlatmıştır. Yıllar süren savaşlar ve iç çatışmalar sonrası bütün Akdeniz dünyası yorgun düşmüşken böylesine güçlü bir liderin her şeye son vererek barış çağı yaratması Akdeniz dünyası için büyük bir olaydı. İmparator Augustus, imparator ile halk arasında böyle bir bağ yaratmanın önemini kavradı, imparator kültü düşüncesinin Batı'da yayılmasını özendirdi, bu arada Roma dinsel geleneği ile çatışmayı önleyecek bir yol izlenmesine dikkat etti. Augustus “pontifex maximus” olarak MÖ 13/12’de imparator kültünü devlet dininin bir parçası haline getirdi ama kültün yaşayan imparatora değil içinde barındırdığı genius'a (koruyucu ruh) adanmasına dikkat etti. Augustus ve onu izleyen imparatorlar ölümlerinden sonra tanrılaştırıldılar. İmparator kültü, imparatorluğa bağlılığın sınandığı denek taşıydı. İnsanlar istedikleri tanrıya tapmakta özgürdüler, ama bağlılıklarını göstermek için imparatora tapmak zorundaydılar. Augustus döneminden kalma eski takvim parçaları imparator ve ailesi için ortalama ayda iki tören kutlandığına işaret etmekteydi.
İmparator, halk için ekmek, eğlence ve iş gibi önemli ihtiyaçları sağlamakta, halk da ona tanrısallık vererek kültleştirmektedir. Daha MÖ 29’da Augustus Asya ve Bithynia eyaletinde yaşayan Romalılara külte tapınılması için izin verdi. Ephesos ve Nicea’nın ise babası Caesar ve Roma’ya tapınılması için bir kült oluşturulmasına izin verdi. İsmini MÖ 27 yılında Augustus yapması kültünün yayılmasını hızlandırdı çünkü Augustus kelimesinin Yunancası olan Sebastos kutsal anlamına geliyordu. Asya Koinon’u MÖ 9 yılında Augustus’un doğum günü olan 23 eylülü yeni yılı ilan edilmesini teklif bile etmiş ve karar her Caesareum(imparator mabedi) görülebilecek yere asıldı. Mytilene(midilli) MÖ 27 de Mylasa(milas)’da bir tapınak MÖ 12 ve 2 arasında Augustus onuruna dikildi. Samos’da MÖ 21’de kült tapımı vardı. Erythrae ve İos’da MÖ 27 Thyateira, Alabanda ve Priene’de MÖ 2’den önce imparator kültüne tapınım vardı. Çoğu Asya eyaletinde olmakla beraber 34 şehirde tasdikli bir Augustus rahibi vardı. İmparator imgesi her yerdeydi sosyal etkinlilerin olduğu yerlerde imparatorun ve ailesini temsil eden heykellere rastlanıyordu. Örnek olarak Emerita Augusta tiyatrosunda imparatorun ve ailesinin heykellerinin gösterilmesine özen gösteriliyordu. İmparator kültü, imparatorluk çatısı altında yaşayan farklı kültürden halkları bir arada tutabilmek için siyasî bir güç aracı olarak ortaya çıkmış ve Augustus bunu ustaca kullanmıştır.

