Kadim Bir Buluşma Hıdrellez

ARAŞTIRMA

Umut Yılmaz

5/5/20262 min read

Anadolu mitolojisinde baharın müjdecisi Nevruz ise, yazın kapısını aralayan da Hıdrellez’dir. 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan o büyülü gece, inanışa göre talihsizlerin talihinin, bahtsızların bahtının açıldığı mucizevi bir zamandır. Bazı yörelerde, gül ağacı dalına yedi yıl üst üste aynı dileğin resmedilmesiyle o hayalin gerçeğe dönüşeceği rivayet edilir. Peki, kökeni asırlar öncesine dayanan bu özel gün tam olarak nedir?

Hıdrellez geleneği, İslamiyet öncesi Türk topluluklarından günümüze kadar ulaşan köklü bir mirastır. Bu anlatının merkezinde iki kadim figür yer alır: Darda kalanların yardımcısı, Ab-ı Hayat’tan içerek ölümsüzlüğe ulaşmış olan Hızır ile suların koruyucusu İlyas. İnanışa göre bu iki isim senede yalnızca bir kez yeryüzünde buluşur. Bu buluşma; bereketin, şifanın ve darda kalanlara uzanan yardım elinin simgesidir.

Bu kutsal kavuşmayı selamlamak ve haneye bereketi davet etmek için Anadolu’nun dört bir yanında çeşitli ritüeller gerçekleştirilir. En yaygın adetlerden biri, harlanan bir ateşin üzerinden atlamaktır. Bu ateşin, kişinin üzerindeki kötü enerjiyi ve nazarı yutup yok edeceğine inanılır.

Mutfaktaki hazırlıklar ise bambaşka bir telaşı barındırır. Anadolu’nun bazı bölgelerinde "hamursuz ya da kuru bohça" adı verilen özel ekmek pişirilir ve bu ekmeğin ortasına renkli bonbon şekerleri bastırılır. Yanında soğan kabuğuyla kaynatılarak renk verilen yumurtalarla birlikte kırlara çıkılır; doğanın sunduğu şifalı "kırk çeşit ot" toplanır. Neşenin ve talihin artması için kurulan salıncaklarda üç kez sallanmanın ise ömür boyu mutluluk getireceği kabul edilir.

Dileklerin adresi ise her zaman gül ağaçlarıdır. 5 Mayıs gecesi, kalpten geçen niyetler kağıtlara resmedilerek gül dallarına asılır. Hızır ve İlyas’ın bu niyetleri o gece okuyacağına inanılır. Sabah ezanından sonra ise bu kağıtlar ya bir akarsuyun serinliğine bırakılır ya da toprağın bağrına gömülür.

Özellikle Yörük kültüründe yaşatılan "Mantuvar" (Bahtiyar veya Niyet Çekme) geleneği ise toplumsal bağları güçlendiren zarif bir törendir. Kısmetini arayan gençler; bir küpün içine yüzük, küpe veya bilezik gibi şahsi eşyalarını bırakır. Suyla doldurulan küp, bir gece ağaç dibinde bekletilir. Ertesi gün kadınlar toplanır ve maniler eşliğinde küpten eşyalar çekilir. O an okunan mani, eşya sahibinin kısmetine yorulur:

"Mani mani martufal,

Martufalın şartı var,

Bu mani kime düşse,

Devlet gibi bahtı var."

Hıdrellez gecesi sadece dışarıda değil, evin içinde de bir hazırlık vardır. Bereketin haneye dolması için pencereler, erzak dolapları ve saklama kapları ardına kadar açılır. O gece ekmek için ekşi maya tutmak ya da yoğurt mayalamak, tüm yılın bolluk içinde geçeceğine dair beslenen o güçlü umudun en somut göstergesidir.

Siz de bu kadim geleneğin bir parçası olmak isterseniz, bu gece kalbinizden geçenleri beyaz bir kâğıda resmetmeyi ve bir gül ağacının gölgesine emanet etmeyi unutmayın. Kim bilir, belki de Hızır ve İlyas’ın yeryüzündeki o gizemli buluşması, tam da sizin niyetinize denk düşer.